Blog Yazıları

ÇOCUK GELİŞİMİNDE FİZİKSEL AKTİVİTE VE SPORUN ÖNEMİ

Toplum yaşamında, insan ve toplum ilişkilerini geliştiren spor, aynı zamanda toplumsal uyumun sağlanmasında da önemli bir araçtırBarış, sevgi, dürüstlük, özveri gibi özellikleri ve değerleri de beraberinde getirir. Spor yapmak iyi bir alışkanlıktır. Yaşam boyu sürdürebilmesi için çocuğa spor sevgisini aşılayarak doğru bir şekilde yapmalısınız.
Spor alışkanlığının oluşturulması ve sporun sevdirilmesi, küçük yaşlarda daha kolay olmakta, böylelikle spor yapan daha sağlıklı bir neslin ve dolayısıyla daha sağlıklı bir toplumun temeli atılmış olmaktadır. Çocuğun enerjisini atması gerekir. Spor aktiviteleri bu amaç için mükemmeldir
Çocuklarda spora başlama yaşı kaç olmalıdır? Hangi yaş gruplarında hangi sporları öneriyorsunuz? Fiziksel aktivite ve sporun çocukların bedensel, zihinsel, duyuşsal, duygusal, sosyal ve ruhsal gelişimleri üzerinde etkileri bulunmaktadır. Eğer amaç çocuğumuzun profesyonel sporculuğa yönelmesini sağlamak değilse, çocuklar her yaşta istediği spora başlayabilirler. Ancak burada önemli olan çocuğa uygun bir program çizilmesi ve özel antrenmanlara erken dönemde değil, ilerleyen dönemde başlanmasına dikkat edilmesidir. Çocukların gelişimine paralel olarak yapabilecekleri hareketler de gelişir. 2-3 yaş çocukları, koşma, yakalama ve zıplama gibi temel hareketleri yapabilirler. Bahçede koşabilir, yürüyüşe katılabilir, dans edebilir, suda gözetim altında oynama ve deneyimli kişiler eşliğinde jimnastik eğitimi alabilirler. 4-6 yaşında ise dans, yüzme, jimnastik, ip atlama ve üç tekerlekli bisiklete binmek gibi sporlar idealdir. 7-10 yaş aralığında ise çocuklarınızı jimnastik, yüzme, futbol, basketbol, voleybol, hentbol, bisiklet, tenis ve yüzme gibi sporlarla ilgili temel eğitimlere yönlendirebilirsiniz.
Bireysel sporlar; özgüvenin, kendi sorumluluğunu alma yetisinin gelişimine katkıda bulunurken, takım sporları; paylaşmayı, yardımlaşmayı, takım halinde hareket ederken bireysel hırsların takımın önüne geçmesini kontrol etmeyi geliştirir. Takım sporlarında birlikte hareket etme, destekleme gibi farklı olumlu davranışlar da gelişir. Bu da arkadaşlık duygusunu güçlendirir. Spor yapan bir çocuk zamanını doğru kullanmayı öğrendiğinden okul başarısı da beraberinde gelir. Düzenli fiziksel aktivite ile çocuğun kuvvet ve dayanıklılığı artar, kemik gelişimi olumlu yönde etkilenir, kilo kontrolü sağlanır. Spor yapmak, çocuklarda hoşgörü, iyi iletişim, saygı duyma, kendini tanıma, sebat etme, hedef koymayı öğrenme, zaman yönetimi ve zorluklarla mücadele yeteneği kazanma, takım çalışmasını öğrenme gibi birçok olumlu kişilik özelliklerini ortaya çıkarır. Fiziksel aktivitenin çocuklarda psikososyal gelişim üzerindeki etkilerini sıralarsak, Sevinç gibi duygulara aracılık eder, başarı ve başarısızlıkla başa çıkmayı öğretir. Kişiliğin gelişimini (kendine güven, özgüven, atılganlık vb.) destekler. Sosyal becerilerin (adalet, dayanışma, hoşgörü, düşünce, çatışma ve uzlaşma, yardımseverlik vb.) gelişimini destekler. Stresi azaltmaya yardımcı olur. Dikkat ve konsantrasyonu artırır. Bu durum zihinsel performansı ve öğrenme yeteneğini artırabilir. Spor ile birlikte çocuklara, cesaretli davranma ile korkuyu nasıl aşabilecekleri, risk almanın ne anlama geldiği ve nihayetinde başarılı olmanın ne kadar güzel bir his olduğu öğretebilinmektedir. Fiziksel aktivite ve spor ortamı, çocukların duygularını hissedebildikleri, deneyimleyebilecekleri, düşünce ve fikirlerini ifade etmeyi öğrenebilecekleri bir alan olarak kullanılabilinmektedir. Hareket etme, çocukların dünyaya giriş kapısı olarak değerlendirilmektedir. Fiziksel aktivite ve spor ile ilgili başarı deneyimleri sayesinde çocuklar, daha olumlu duygular yaşayabilir ve pozitif bir benlik imajı oluşturabilmekteler. Kendi yeteneklerine güven kazanıp, gelecekte daha fazlasını yapmaya cesaret edebilmekteler. Hareket, aynı zamanda çocukların duygusal gelişimini de desteklemektedir.
Sporla birlikte çocuklarınıza dengeli beslenmeyi de öğretmelisiniz. Fiziksel aktivite eksikliği tip II diyabet, obezite, osteoporoz risk faktörü ve koroner kalp hastalıklarının gelişimi olarak kabul görmektedir. Yetersiz egzersiz sonucu oluşan sağlık problemlerinin çocukluktan itibaren erken yaşlarda başladığını ileri sürecek çok sayıda olgu bulunmaktadır. Artan medya tüketimi, sınırlı hareket özgürlüğü ya da değiştirilmiş yemek alışkanlıkları gibi faktörler, birçok çocuğun yaşam tarzı üzerinde giderek daha olumsuz bir etkiye sahip olmaktadır. Aşırı kilo ve fiziksel yetenek eksikliğinin bir araya gelmesi sonucunda çocuklar, daha da hareketsiz olmaya başlamaktalar. Aşırı kilo ve hareketsiz bir yaşam, toplumda giderek artan ve ciddi bir sorun haline gelmekte olan koroner, metabolik ve ortopedik rahatsızlıkların artmasında da etkili olmaktadır.
Toplumun sadece sağlıklı bireylerden değil de, engelli vs. değişik sınıflardan oluştuğu da bir gerçektir. Spor, engellilerin kendilerini gösterebilecekleri ve engellerini unutabilecekleri hatta azaltabilecekleri bir araç olabilir. Spor sayesinde çevre ile iletişim kuran engelli, paylaşma ve özgüven duygularının da gelişeceği rehabiliteler ile sosyal bir tedavi halini alabilir. Sporun olumlu etkisi, toplumda yer alan engelli bireyleri de kapsamakta, fiziksel ve zihinsel gelişimleri ile birlikte onların toplum içinde daha iyi ilişkiler kurabilmesini sağlamaktadır. Spor ve sportif etkinlikler engellilerde; yardımlaşma duygusu, kendilerini denetleme, çabuk karar verebilme, ahlak eğitimi, sevme duygusu kazandırma, başarıda sevinci yaşama, başarısızlıkta üzüntüyü paylaşma duygusu, kişilik gelişimi ve özgüven duygusunun oluşumu yoluyla toplumsal yaşama uyum göstermesi yönünde büyük kolaylık sağlamaktadır. Hangi spor olursa olsun! Hayatta spor yaparak zorlukların üstesinden gelebilirsiniz, daha güçlü ve daha iyi bireyler olabilirsiniz. Bir sporla uğraşın, arkadaş edinin ve yaşama sporla katılın.
Unutmayın ki; Türk gençliği, sağIıkIı yetişip spor yaparsa ulusumuzun geIeceği güvence aItındadır.
EFLATUN

Çocuk Gelişim Uzmanı Pınar Bilecen